"Bir şehirde gezilecek görülecek yerler arasında mezarlığın ne işi var?" diye düşünüyor olabilirsiniz ama bu yazıyı okuduktan, fotoğraflara baktıktan, hele
Paris'in Notre Dame Katedrali'nden sonraki en büyük kilisesi Saint-Sulpice (sen sülpis), gerek mimarisiyle, gerek içinde barındırdığı "kutsal emanetler" ile önünde
Paris'i ortadan ikiye bölen Seine Nehri'nin üzerinde, Paris'in tam merkezinde üç tane ada bulunur ve bu adalardan ikisi yan yanadır.
İlk olarak 14 Şubat 2014'te yayınlandığım, düzenli olarak da güncellediğim bu yazının konusu "Aşk" temalı çok özel bir yer: Seni
Paris'te gezerken yapılacak en güzel aktivitelerden biri elbette ki park-bahçe gezmek. Soğuk ya da sıcak olması çok önemli değil ama
"Büyük Saray" anlamına gelen Grand Palais'yi (Gran Pale ya da Gğan Pale) ilk gördüğümde "Adamlar vaktiyle ne güzel yerlerde yaşamış"
Abisi Grand Palais gibi 1900 yılında fuar ve sergi sarayı olarak inşa edilen Petit Palais, ilk bakışta ve tabii ki
Paris'te, Seine Nehri üzerindeki irili ufaklı 37 köprüden en görkemlisi ve bence en güzeli olan Pont Alexandre III (III. Alexandre
Tuileries Bahçesi içinde yer alan, Eski Tuileries Sarayı'nın "limonluğu" bir başka deyişle "serası" olan Orangerie 1857'de inşa edilmiş bir yapı