Paris'te yaşayan bir İstanbullu'nun en büyük özlemi Boğaz'a karşı bir şeyler yiyip içememek, eş dost sohbetlerinde bulunamamaktır haliyle. Boğaz'dan, denizden
Paris'e yeni yerleştiğim zamanlardı, 2. arrondissement'da, Place Vendôme'dan Opéra'ya doğru yürüyor, bazen çevreme, bazen binalara bazen de vitrinlere bakıyordum. Sergilenen birbirinden
Yıllar önce Paris'e turist olarak ilk geldiğimde, Paris sokaklarının keyfini yaşayıp hayata katılma hayali dışında yapmayı en çok istediğim şey
Hadi bu yazıda biraz park-bahçe gezelim, temiz havaya, yeşile ve huzura doyalım. İşte size Paris’e çok yakın bir yerde, RER
Bu yazıda Paris'in gizli saklı köşelerinden birinden, La Promenade Plantée ya da bir başka deyişle La Coulée Verte’ten bahsetmek istiyorum.
Paris'te çok katlı mağazacılık anlamında Galeries Lafayette'ten, Printemps'dan, BHV'den ve Samaritaine'den daha çok sevdiğim bir yer varsa orası da Le
Paris’te en sevdiğim mekanlardan birini daha tanıyacağız bu yazıda. Ne zaman Montmartre taraflarında gezsem, Sacré Coeur‘ü görmeye gitsem, yolum Pigale‘e ya da Anvers’e
Hep söylüyorum: Paris’te her zevke, her talebe, her kişiye göre gezip görecek bir yer illa ki var. Bilmem kimin ilgisini
Fransızlar, doğa koşullarından korunmak için olsa gerek “su kenarında keyif çatmayı, daha doğrusu yemeyi içmeyi bizler kadar çok sevmiyorlar” der